SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ

Siyaset Düşüncesi Serisinin üçüncüsü gerçekleştirildi

02.05.2025

2024-2025 Eğitim-Öğretim Yarıyılı Bahar Dönemi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Seminerleri, Siyaset Düşüncesi Serisinin üçüncüsü, 30 Nisan 2025 Çarşamba günü Siyasal Bilgiler Fakültesi 7. Katta yer alan Toplantı Salonu’nda saat 17.00’da gerçekleştirildi. Bu kapsamda bölümümüz öğretim üyelerinden Dr. Turgay OVALI "Antik Roma'da Meşruiyet Arayışı: İlahi Destek İddialarının Analizi" başlıklı bir seminer sundu.

Ovalı konuşmasına, Antik Roma'da dinin yalnızca inanç sistemiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda siyasi meşruiyetin en temel kaynağı haline geldiğini ifade ederek başladı.  Roma siyasetinde tanrılarla kurulan ilişkinin, bireyin kamusal değeri ve liderlik iddiası üzerinde doğrudan etkili olduğunu da öne sürdü.

Konuşmasında Roma siyasetini anlamak için, iki temel kavramın çözümlenmesini gerektirdiğini vurgulayan Ovalı, bunlardan ilkinin dignitas kavramı olduğunu söyledi. Dignitas, Romalılar için değerlilik, itibarlılık ve soy temizliği anlamına gelmekteydi. Ovalı yalnızca aristokrat ailelere mensup olanların değil, aynı zamanda tanrılar tarafından değerli görülen bireylerin de bu sıfatı taşıyabileceğini belirtti. Bu kapsamda; “Romalılar, tanrıların insanlar arasında seçim yaptıklarına ve yalnızca layık gördüklerine destek verdiklerine inanmışlardır. Bu nedenle bir liderin başarısı, onun tanrılar tarafından desteklendiğinin bir göstergesi olarak görülmüştür” dedi. İkinci kavram olarak Pax Deorum’a değinen Ovalı, bunun tanrılarla insanlar arasında kurulan barış ilişkisini ifade ettiğini söyledi. Bu barışın, düzenli dini ritüellerle sağlandığını belirten Ovalı, “Eğer bu ritüeller aksatılır veya tanrıların gönderdikleri işaretler göz ardı edilirse, Pax Deorum bozulur ve Roma tanrılar tarafından terk edilir” ifadelerini kullandı. Bu düşüncenin, Roma toplumunda dini sorumlulukları siyasi bir zorunluluk haline getirdiğini de ekledi. Ovalı, Roma tarihinden birçok örnekle bu anlayışın nasıl uygulandığını da anlattı. Roma’nın kurumsal yapısını oluşturan kral Numa Pompilius’un, tanrıça Egeria’dan ilham aldığını iddia etmesinin, dini temelli meşruiyet anlayışının erken dönemlerde başladığının bir göstergesi olduğunu belirtti. Aynı şekilde, Pön Savaşları’nın kahramanı Scipio Africanus’un genç yaşta yüksek görevlere getirilmesini, onun tanrılarla görüştüğü yönündeki söylemleriyle ilişkilendirdi. Bu hususta; “Scipio, sık sık tapınak ziyaretleri yaparak dindarlığını sergilemiş, böylece halkın gözünde tanrılarla özel bir bağ kurmuş bir lider olarak konumlanmıştı” dedi.

Sulla'nın diktatörlük döneminde tanrılarla olan ilişkisini sürekli vurguladığını hatırlatan Ovalı, bu yönüyle Sulla’nın sınırsız yetkilerini meşrulaştırma çabasına dikkat çekti. Roma'da tanrısal meşruiyet arayışının zamanla rekabetçi bir boyut kazandığını vurgulayan Ovalı, özellikle Pompey ve Caesar arasındaki çekişmenin bunun en net örneklerinden biri olduğunu belirtti. Her iki liderin de Venüs’ün desteğini almak için tapınaklar yaptırdığı ve dini semboller üzerinden siyasi güç elde etmeye çalıştığına değindi. Cumhuriyet’in son döneminde ise Octavianus ve Antonius’un farklı tanrılarla ittifak kurma yarışına girdiklerini söyleyen Ovalı, Octavianus’un bu mücadeleyi kazanarak Augustus unvanını aldığını ve daha önce hiçbir Romalı liderin ulaşamadığı bir otoriteye eriştiğini ifade etti. Bu bağlamda, “Augustus’tan sonra gelen tüm imparatorlar, benzer şekilde ilahi destek iddialarıyla meşruiyetlerini sağlamaya çalışmışlardı” dedi.

Konuşmasının sonunda Ovalı, Roma tarihinin tamamına yayılan dini-siyasi ilişkiye dikkat çekerek, “Romalı liderlerin kutsal misyon söylemi, tarih boyunca siyaseti yönlendiren en güçlü araçlardan biri olmuştu” ifadesini kullandı.

Seminer, soru-cevap kısmı ile sona erdi.